siyah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2018 Pazartesi

SİYAHIN İÇİNDEKİ SİYAH: ALGI VE TASARIM


 Bu ay, siyah renginin moda sahnesinde kimler tarafından nasıl kullanıldığını, tasarımcılar için bu rengin, daha doğrusu renksizliğin ne yönde karakter bulduğunu gördük. Peki siyah neden vazgeçilmez bunu biraz ele alalım istedik.

   Ansiklopedik bilgilerle siyahı anlatmak oldukça kolay olacaktır. Bu yazıda biraz farklı bir bakış açısı kullanacağız. Kontrastlığı açık renkler üzerinde en iyi şekilde yakalayabileceğimiz renklerden biri öncelikle siyah. Neolitik çağlarda da sanatçıların kullandığı renklerin ilki olmuş. Kontrastlıktan faydalanmışlar diye bir yorum getirebiliriz bunun için. -Bunun yanı sıra siyahın milletler için ne ifade ettiği de önemli. Çünkü bu rengin kullanımı, toplum içinde şekilleniyor ve kültürel bir farklılık getiriyor.- Siyahın boya olarak hayata girmesiyle sanat alanına girmesi de kaçınılmaz oldu. Geçen ay ele aldığımız sanat kavramı işte tam da bu konunun içine giriyor. Sanat alanında olan gelişmeler, geliştiği yere ve çevresine; ilgili alanlara da yayılıyor böylelikle. Çeşitli milletlerin siyah rengi hakkında görüşleri, devlet yönetimindeki giysilere kadar uzanıyor. Sadece siyah için değil birçok şey için söyleyebileceğimiz şeyler için konuştuktan sonra sanatçıların bakış açısını da anlamaya çalışalım.

   Yazının başında kontrastlıktan bahsetmiştik. Gözlemlediğimiz kadarıyla sanatçılar, siyahın güçlü ve tek başınalığının yetebileceğinin farkındalar. Siyahın algısının doğa üzerinde insan gözünde güçlü olduğunu kavramışlar. Siyahın yoğunluğunu ve yine siyahın azınlıkta kullanıldığı yapılan sanat yapıtlarına bakalım:

  




 Örnekteki enstalasyon çalışması acaba mavi ya da sarı renkte olsaydı yine aynı etkiyi verir miydi? Bildiğimiz gibi enstalasyon çalışmaları insanla en çok iletişime geçebilen sergileme sistemlerinden. Siyahın seçilmesinde sanatçısının bildiği bir şey var. İkinci örnekte içinde çoğunlukla açık renk barındıran bir kompozisyon var. Ama bu kompozisyonu beğenmemizin sebebi nedir? Üçüncü örnekte tamamen siyah bir malzemeye form kazandırılmış. Sadece tek renkle bir malzemenin nasıl etkili kullanılabileceği hakkında düşünülmüş. Hepsi birer düşünce ürünü diyebilir miyiz?

  Buradan yola çıkarak sanatçı ve tasarımcının algılayışını çözümleyebiliriz. Basit ve bilineni etkili hale getirmek elimizde. Farklı pencerelerden bakan insanlar da bunun için çalışarak üretime geçmişlerdir. Bunu moda sahnesinde de bu şekilde görmekteyiz. Siyahın gücünü ve algısını farkında olan ve düşünen insanlar kendi tarzlarında tasarımlar yapmışlar ve tasarımlar geliştirmişlerdir.

  Chanel’in bu ikonik ayakkabısını hepimiz biliyoruz. İncileri kadar ikonluk görevini üstlenen bu ayakkabı için ucundaki siyah kullanımının düşünülerek koyulduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu siyah yerleştirmesi boyu daha uzun gösteriyor; böylelikle iyi bir başarı elde ediyor ayakkabı. Bunun dışında algısal yönden yerleştirilen siyah renginin saysak bitmeyecek kullanım alanlarının, tasarımcıların hayal gücüne hala açık olduğunu bildirmek isteriz. Tasarımcılar tarafından elden bırakılmayan bu renk, hala ilham kaynağı oluşunun farkında.
   Güçlü bir rengi tek başına nasıl güçlü halde görebiliriz? Sorunun cevabı için bol bol gözlem yapıp düşünmeli.



Merve Ödünç      


20 Mart 2018 Salı

YAPAY TAŞLARIN, İNCİLERİN VE GECE "SİYAHININ" İPEK ELBİSEYLE MUHTEŞEM BULUŞMASI: ROBE DE STYLE


Robe De Style, kadınların orantısal, ince bir görünüşe sahip olmalarını gerektiren 1920’lerin diğer tasarımlarının yanında kendine özgü siluetiyle öne çıkmaktadır.
Modaya aykırı bir görünüşe sahip olmadan, daha kıvrımlı bir bedene sahip biri de bu elbiseyi giyebilmektedir. Aynı zamanda şık tasarımıyla Fransız Devrimi öncesi elbiselerini anımsatır. Bu nedenle giyim konusunda geleneksel fikirlere bağlı olanlara daha etkileyici gelmektedir. Elbisenin gövde kısmı, gümüş rengi boncuklar ve yapay taşlarla oluşturulmuş, tekrar eden tavus kuşu desenleriyle bordürlenmiştir. Taç yaprak biçimli etek ucu boyu baldır ortasında kesilmiştir. Eteğin ön tarafındaki kıvrımları oluşturan girinti, daha kısa bir etek boyunu hissettirmektedir.
Biraz da bu ikonik elbisenin tasarımcısından bahsedecek olursak; Jeanne Lanvin, 1889 yılında kendi şapka dükkanını açmadan önce Paris ve Barselona’da şapkacılık ve elbise yapımı eğitimi almıştı. 1896 yılda İtalyan kont Emilio di Pietro ile evlendi ve ilham kaynağı olacak kızı Marguerite’i doğurdu. Lanvin, 1908’de bir çocuk koleksiyonu hazırladı. 1909’da ise Syndicat de la Couture’a ( Modacılar Sendikası ) üye oldu. The House of Lanvin, resmi olarak 1920’lerin başlarında Paris’te kuruldu. 18.yüzyılın ihtişamlı süslemelerini örnek alan Lanvin, zarif nakışları, narin süslemeleri ve kadınsı bitkisel renk paletiyle tanındı. Çok sevdiği koyu “Lanvin mavisi” kendi boya fabrikasında üretiliyordu. Lanvin keskin zekalı bir işte kadınıydı ve yaşam tarzı ürünlerinin çapını genişletti. Arpége adlı parfümü, 1927 yılında kızı için yarattı. Lanvin’in diğer muhteşem siyah elbiseleri:

 

 



Ezgi Kaplan



4 Mart 2018 Pazar

DOLAPLARIN KAHRAMANI: LITTLE BLACK DRESS


“Daha koyu bir renk icat edilene kadar siyah giymeye devam edeceğim.”

Wednesday Addams

Siyah… Onu en iyi anlatan sıfat “kurtarıcı” olurdu herhalde moda dünyasında. Her yere, her duruma adapte olabilen şanlı renk… Bir de bunun elbise versiyonu var ki tadından yenmiyor: “küçük siyah elbise”! Klişeyi biliriz, her kadının dolabında kısa bir siyah elbise vardır. Ama klişeyi klişe yapan köklü de bir gerçek vardır. İşte bu yazıyı o gerçeğe adadık. O ani davette hemen dolaptan çıkarılıp giyilecek yüce moda kurtarıcısı “LITTLE BLACK DRESS”!

Kökenleri 1920’lere dayanan küçük siyah elbise, Coco Chanel ve Jean Patou’nun uzun ömürlü, çok yönlü ve herkesin ulaşabileceği nötr renkli bir elbise yapma fikri üzerine ortaya çıkmış. Basit kesimli ve genellikle kısa etekli bir gece elbisesi olarak doğmuş olsa da günümüzde farklı versiyonları da mevcut.
1926’da Chanel, Vogue’da kısa, basit bir siyah elbisenin çizimini yayınladı. Uzun kolları olan ve bir sıra inciyle süslenmiş olan elbiseye “Chanel’in Ford’u” dendi. Aynı zamanda Vogue, bu elbisenin her tarzdan kadın için bir tür üniforma haline gelebileceğini de söylemişti, yanılmadılar.

Chanel yapacağını yapmıştı ve dünyayı peşinden sürüklüyordu. Hollywood da bu akımı uygulamakta gecikmedi ve filmlerde dişil kadınlar sıklıkla siyah elbiselerle görüldü. O zamana kadar büyük bir renk ve biçim cümbüşü içinde olan moda dünyası sade ve eleganlığa yönelmişti artık.
Günümüzde bilinen birçok ikonik görünümün temelleri de little black dress ile atılmıştı. Audrey Hepburn’un Breakfast at Tiffany’s filminde giydiği Givenchy imzalı elbise, bir çizgi karakter olarak yaratılan Betty Boop’un elbisesi (günümüzde kırmızı), Jaquline Kennedy, Prenses Diana gibi siyasiler ve daha birçoğu…

Şimdi, ufak bir zaman tüneline girelim ve little black dress’in tarih boyunca kullanımını görelim. İşte huzurlarınızda dolapların kahramanı…

                                                         
                                                      Joan Bennett,1928

























Marilyn Monroe,1956
             Audrey Hepburn,1961
Sophia Loren,1965
         

Jaqueline Kennedy,1970
Madonna,1985
                

                                                  
                                              Kate Moss,1990

























Princess Diana,1994


Naomi Campbell,2006
Angelina Jolie,2007
          

Kim Kardashian,2009
Cara Delevingne,2014
                                                                                                                        

                                                  
                                           Beyonce,2014

























Millie Bobby Brown,2018


Deniz Coşkun